22 Haziran 2010 Salı
HHEEEYYYYYOOOO İSTANBUL'A GELDİMMMMM!!!!
Nihayet İstanbul'a geldim....
3-4 gündür buradayım ancak vakit bulabildim nete girmek için...Yorum yazan ve mim yollayan arkadaşlara teşekkür ediyorum yorumlarınızı tekrar fırsat bulursam bir dahaki sefere, yoksa tatil dönüşünde cevaplamaya çalışacağım.Şimdiden hepinize teşekkür ederim..
Sevgiyle kalın
NOT: Görüşmek ve buluşmak isteyen arkadaşlar bloğuma yada kardeşim şekerperisine not bırakabilirler...
12 Haziran 2010 Cumartesi
DENİZCİ BİLEKLİK

olsun burası Karadeniz zaten :D
cüzdan anahtarlığın sipariş üzerine bir boy büyüğünü ördüm...
o da yerine ulaştı...umarım severek kullanırlar..
SEVGİYLE KALIN
o da yerine ulaştı...umarım severek kullanırlar..
SEVGİYLE KALIN
10 Haziran 2010 Perşembe
GERİ DÖNÜŞÜM

Evde bir sürü atık CD olunca ben de değerlendirmeye karar verdim :)
Yukarıdaki mavi ve pembe çantayı üç sene önce kızıma örmüştüm..

Geçen yaz CD çantalardan istek gelince alttaki iki çantayı ördüm..
ama ben bitirene kadar yaz geçmişti,yaz bitince de turistte gitmişti :(
sonra bir müddet pasajda satışa koydum..Kızım anne onları ben takıcam deyince
sonra bir müddet pasajda satışa koydum..Kızım anne onları ben takıcam deyince
satıştan çıkarttım.
Bari sizinle paylaşayım dedim...
7 Haziran 2010 Pazartesi
TELEFONLUKLAR
Önceden örüp pasajıma eklediğim telefonlukları
BUTİĞİME de ekledim..
PASAJIMA da bakmak isterseniz buyrun
sevgiyle kalın
5 Haziran 2010 Cumartesi
KEÇE ANAHTARLIKLAR
Günlerdir canım hiç birşey yapmak istemiyor..sadece iki anahtarlık yaptım .
Eski anahtarlıklarla beraber...
Bakmak isterseniz PASAJIMA ve BUTİĞİME ekledim..
Sevgiyle mutlu kalın..
Eski anahtarlıklarla beraber...
Bakmak isterseniz PASAJIMA ve BUTİĞİME ekledim..
Sevgiyle mutlu kalın..
3 Haziran 2010 Perşembe
HAZİRANDA ÖLMEK ZOR

Bugün 3 haziran..
Emek için mücadele eden büyük şairin ölüm yıldönümü..
Nazım demek emek demek.memleket demek..
memleket demek nazım demek..
Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.
Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.
Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından.
Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,
yani, beyaz masadan,
bir daha kalkmamak ihtimali de var.
Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini
biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına,
hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,
yahut da sabırsızlıkla bekleyeceğiz
en son ajans haberlerini.
Diyelim ki, dövüşülmeye deşer bir şeyler için,
diyelim ki, cephedeyiz.
Daha orda ilk hücumda, daha o gün
yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.
Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,
fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz
belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.
Diyelim ki hapisteyiz,
yaşımız da elliye yakın,
daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.
Yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız,
insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla
yani, duvarın ardındaki dışarıyla.
Yani, nasıl ve nerede olursak olalım
hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...
Bu dünya soğuyacak,
yıldızların arasında bir yıldız,
hem de en ufacıklarından,
mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,
yani bu koskocaman dünyamız.
Bu dünya soğuyacak günün birinde,
hatta bir buz yığını
yahut ölü bir bulut gibi de değil,
boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.
Şimdiden çekilecek acısı bunun,
duyulacak mahzunluğu şimdiden.
Böylesine sevilecek bu dünya
"Yaşadım" diyebilmen için...
NAZIM HİKMET
1 Haziran 2010 Salı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)